Agnostik Forum Forum Ana Sayfa  
 SSS  •  Arama  •  Üye Listesi  •  Kullanıcı Grupları   •  Kayıt  •  Profil  •  Özel mesajlarınızı kontrol etmek için giriş yapın  •  Giriş
 Requıem for a Dream Sonraki başlık
Önceki başlık
Yeni başlık gönderBaşlığa cevap gönder
Yazar Mesaj
AKHENATON
Katılımcı
Katılımcı


Kayıt: 26 Mar 2008
Mesajlar: 4

MesajTarih: 27 Mar Prş 2008 01:48 Alıntıyla Cevap GönderBaşa dön

hiçliği düşünelim
nefesin henüz üflenmediği
yaratılanla yaratanın bir arada olduğu tekliği düşünelim
acının sevincin , durgunluğun hareketin,
sevginin nefretin : ölümün ölümsüzlüğün
herşeyin ,düşünebileceğimiz ne varsa hepsinin
bir arada bulunduğu ,mutlak olduğu saatler
yaratılacak olan yaratanda
kurgulanıyordu ulu mimarda
ve işte bir nefes olmuş evren
bilinenler bilinmeyenler açılıyor
evreni yaratıyor.
onu görüyorum ileride,
dünya üzerinde , doğanın verdikleriyle
kendi dünyasını yaratma çabası içinde.
hızla dönüyor mevsimler
doğadan aldıklarıyla o
yarattığı dünyasında ,doğaya yabancılaşıyor
yalnızlığı acıyı
tanrısına yabancılaşan insane olarak
bütünden ayrı olduğunu kavrıyor
ağaçlarda toprakta
canlı cansız gördüğü ne varsa
o ve diğerleri olmuş duruyor karşısında
yalnızlığın acısı yakarken ruhunu
bakın neler mırıldanı yordu :
bir eş ve tanrım bana
haykırışım ne ona ,nede sana
sadece yalnızlığıma
bir eş ver tanrım bana
azad eyledim azademi
yalnızlığım adına
özümde özüm olan
benden sana yalnızlıktır miras kalan
ne seni nede gerisini
düşünmeden hiçbirisini
yaşam dene tarlada
hasadımı isterim
sakın ha sonrası diye sorma bana
sonra yoktur bilirim her şey tam ve kusursuzken
senden gelecek seni beklerim
yaratandı ,yarattığına kendini katandı,
duyduğunda sesini,
eşle birlikte verdi sevgisini.
ŞİMDİ O
bulunduğu yerden görüyor
iki yarım sevgi olmuş dünya üzerinde
seviyor seviliyor
doğuya yürüyecek evlatlar veriyor
çiçeğin özünde ,arının gizinde
evren mana olmuş onun gözünde
mırıldanırken yalnızlığını yaradanına
artık şükranım sanadır
binlerce kez olsun
ibedetse fazlasını ilahlar sunsun
verdin ya bana eşimi
tanrım sana adağım
sevgi dolu yüreğim olsun
dünya dönüyordu hayvanlar, bitkiler ve mevsimler
canlı cansız ne varsa
tekrar tekrar ibadet ediyordu
tüm yaratılanlar aynı ritüelde
diğerlerinden farklıydı o
değişiyordu gelişiyordu
öğreniyordu düşünüyordu
aklını kullanarak
dünyasını yaratıyordu
onlar gibi değildi
zamanı geldiğinde üremeliydi
ne yapması gerektiğini ilahi ses söylemedi
ilahlarını o yarattı , sonrada o yıktı.
kendi yarattığında kendini aradı
suretine övgüler yağdırdı
ayılar yılanlar koğuklarında uykuya daldılar
o , hala dışarıda
mücadele ediyor doğanın kucağında
rüzgari,yağmuru , toprağı kayayı
neden ? diyerek ararken manayı.
sorguluyor yanlızlığını
aynı ritüli asırlardır yaşayan , onlar
hep gözlerinin önünde
ona ,onu gösteriyorlar,
bizden ayrısın,bizdenfarklısın diye haykırıyorlar
ağaçlardan toprağa indiğinde
iki ayağı üzerinde yürüdüğünde
işte o zaman yolunu seçmişti
insanlık denen yazgısını seçmişti
dönemez artık geriye
istesede kavuşamaz ilk özüne
aklı hikmeti ,güzelliği ve kuvveti o biliyor
kuvvetiyle ezen
aklıyla güzelleşen
hikmetiylede sezen o
bu yolda dönüş yok ona
doğuda parlayan nur,
ancak arada nokta konacak yalnızlığına.
işte bu onun hikayesi
yürüyen öğrenen
öğrendikçe daha çok şey isteyen
istedikçe öğrenen ,öğrendikçe isteyen
bu girdapta ihtirasın eline düşen
aklını kibirin aldığı
sevgisini gururun parçaladığı
güzellikleri kenara iten
yüksek mevkiyi isteyen
herşeyi yitirdiğinde
geride bir şey kalmadı denildiğinde
bir an duran , geçmişten geleceğe ayna olan ,
aynaya baktığında
sıırı aşan ardına ulaşan
yine aynı insan ;
sevgi dolu yüreğine
öğrenme arzusu düştüğünde
henüz başındaydı mesleğinin
ve bilmiyordu
arzunun ihtirası
ihtirasında bağnazlığı yarattığını
bilmediği bu gerçeklerin
birleşerek ulaştığı teki
bilmiyordu tek olan hakikati
bilseydi eğer sabretmeyi
istemezdi ustasından
zamanı gelmeden o bilgileri.
ustaların ustası üstad olan hocası,
öğrenmek için didinip duran gence
bekle diyordu
sabrı öğretmek istiyordu ona
bekliyormuşcusana susan dil
sormazken soruları
düşüncelerinde kopan fırtına
karanlığın kapılarını açarak
bastırıyordu ruhuna
sevgi tohumlarını ekerken ihtiras tarlalarına
nefret baş veriyordu
ruhunun kararan dünysında
sevgi dolu yüreği
nefretle dolup taştığı o gün
ustasına yaklaştı
ustan nicedir bekler durumum
sabır yolları bitti
tükendi içimde
yaptığım işler övgüler alır
insanlar etrafımda dolanır
öğrenmek daha da şeyler yapmak isterim
zaman geçiyor hayatım tükeniyor
daha çok kazanmak
şanı şerefi tatmak isterim.
neden susar cevap vermezsin
yoksa,kıskanırmısın yeteneğimi
söyle !usta söyle!
ustası çalışıyordu
yüzüne bakmadan konuşmaya başladı
öğreniyorsun ,övgüler alacak eserler veriyorsun
nedir bu telaşın ruhundaki ateş yüreğini sarmış
sevgi dolu bakışların yerini
gözlerinde nefret almış
duyduğun övgüleri
yalan olan şanı şerefi bırak
gel otur yanıma birlikte varalım bu taşa.
itti hırsla ustanın uzanan elini
istediğini alamayan ihtirasın ateşi,
yakıyordu tüm bedeni.
çığlık çığlığa gökyüzünde kuşlar
dağlarda,toprağın altında
sığınacak yer arıyordu hayvanlar
bir el havaya kalktı yere indi
ustanın yere devrildi cansız bedeni
başı kanlar içindeydi
elinden bırakmadığı avandanlığı
çırağına son armağandı sanki.
önlüğüne kan bulaştığında
o bakmadan ustasına
koşarak daldı karanlığa
herkesin yoldaşı olan ölüm
onun da koluna girdiğinde
yolculuk başlamıştı ölüler ülkesine
karanlıklar içindeki bu yeraltı alemi açtımı kapısını
ne geriye nede başka bir yere
dönüş yoktur gelenlere.
Işığı arayanlar ateşi görürler
ateş nehri akarken tüm hiddetiyle
kıyısında dizi dizi ruhlar karşıya geçmeyi bekler
bir tek siyah kayık vardır orada
bir kıyıdan diğerine
ancak o ulaştırabilir ruhları esenliğe,
ama dümenci ıknaton
almadan ücretini
geçirmez karşı kıyıya hiç kimseyi.
kimse neyi ne kadar ister bilinmez
zordur geçmek.
sana hediyeler veren ruhlar
karşı sahile ulaşmak için kıyıda dolaşanlar
çevrende gördüklerin hep onlar
bak gözlerine
kimi görüyorsun orada
kim duruyor senin karşında söyle
şimdi karşında duran ben
ben değilim aslında
yaşarken yaratan
dünya üzerinde ne varsa peşinden koşulan
hepsini bir kenara bırakan
işte insan bu.
İnsan olarak doğan , hakikat yolunu bulan
attığı her adımda ona yaklaşan
sonunda ruhu nurla ışıldayan
gelmez yanına
tevazu dolu gönlü
bilmez ulaştığı mertebeyi
uzatır sana boş ellerini
Kullanıcının profilini görüntüleÖzel mesaj gönder
Hayyam
Yönetici
Yönetici


Kayıt: 11 Ağu 2007
Mesajlar: 316

MesajTarih: 27 Mar Prş 2008 01:53 Alıntıyla Cevap GönderBaşa dön

vay be sanki baştan sona yaradılışı incelemiş şiir.Teşekkür ederim umarım ben de böyle işirler yazabilirimde koyarım buraya.Bence anca Ömer Hayyam tarzı tek rubai yazabiliyorum ya...
Kullanıcının profilini görüntüleÖzel mesaj gönderYazarın web sitesini ziyaret et
Önceki mesajları göster:      
Yeni başlık gönderBaşlığa cevap gönder


 Geçiş Yap:   



Sonraki başlık
Önceki başlık
Bu forumda yeni başlıklar açamazsınız
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız



Nitelikli Bilgi


Powered by phpBB © 2001, 2005 phpBB Group :: Theme & Graphics by Daz :: Tüm zamanlar GMT + 3 Saat
Türkçe Çeviri: phpBB Turkey & Erdem Çorapçıoğlu

Abuse - Report Abuse
Powered by forumup.com forum gratis free, create open your free forum!
Created by Raulken of Hyarbor S.r.l.
TOS & Privacy.

Page generation time: 0.024