Evrim karşıtları, yaratılışçılar ve bilinçli (akıllı) tasarımcılar evrimin sadece bir teori olduğunu ve okullarda öğretilmemesi gerektiğini savunuyorlar. Bazıları daha da ileri giderek evrimin yanlış olduğunu iddia ediyor.
Unutulmamalıdır ki bilimsel bir teori eldeki tüm verileri en iyi şekilde açıklayan teoridir.
Yer çekimi bir teoridir, atomlar da öyle... Evrim karşıtlarına göre bunları da okullarda öğretmemek gerekir.
Evrim karşıtlarının kullandığı 10 temel iddiayı inceleyelim ve bakalım ne kadar yanlış...
İddia -1
“Evrim termodinamiğin 1.kanununu (Enerjinin korunumunu) ihlal etmektedir.”
Yanlıştır. Çünkü evrim teorisinin Big bang (Büyük patlama) ile hiçbir ilgisi yoktur. Evrim yaşamın nasıl başladığı ile ilgilenmez. Evrimin tek iddiası yaşam formlarının zaman içerisinde nasıl değiştiğini açıklamaktır. Örneğin; bir konserde icra edilen müzik sanatçıların salona neyle geldiklerine göre değişmez.
İddia -2
“Evrim termodinamiğin 2.kanununu (Düzensizlik ya değişmez ya da artar) ihlal etmektedir.”
Yanlıştır. Çünkü evrim sayesinde artan düzen güneşin sürekli artan düzensizliği ile dengelenmektedir. Bunu söyleyenler 2.kanunun sadece kapalı sistemler için geçerli olduğunu söylemezler. Güneş bizim sistemimizin bir parçasıdır.
İddia -3
“Fosil kayıtlarında hiçbir geçiş formuna rastlanmamıştır.”
Yanlıştır. Çünkü fosil kayıtları geçiş formlarıyla doludur;
İnsan Evrimi
Ardipithecus
Australopithecus afarensis
Australopithecus robustus
Homo habilis
Homo erectus
Homo sapiens
Dört Ayaklıların Evrimi
Eusthenopteron
Panderichthys
Tiktaalik
Acanthostega
Ichthyostega
Sırayla gelişimini görecek olursak;
Fosil kayıtları geçiş formlarıyla doludur. Bunlar örneklerden sadece bir kaçıdır.
İddia -4
“Yaşamın, sistemlerin, hücrelerin, organellerin ve proteinlerin kendi kendilerine oluşmuş olma ihtimalleri çok düşük. Bu yüzden tasarlanmış olmalılar.”
Yanlıştır. Çünkü standart olasılık hesaplama yöntemleri evrime yanlış şekilde uygulanmaktadır. Hiçbir şey bir anda kendi kendine meydana gelmez. Canlılar yavaş adımlarla evrilirler.
10 sayı ile oynanan bir lotoda doğru 6 sayıyı tutturma ihtimaliniz milyonda birdir. Ama eğer her seçilişte doğru seçilen toplar sabit tutulursa, kazanmanız çok daha kolaylaşır.
1.çekiliş; 10,9,8,5,7,5
2.çekiliş; 3.1.10.
4,1.4 (Burada koyu olan sayı bilinmiş olan olsun ve sabit olarak kalsın)
3.çekiliş; 7,7,6,
4,1,4
4.çekiliş; 5,4,9,
4,2,4
5.çekiliş; 9,9,2,
4,6,4
6.çekiliş; 8,6,10,
4,1,
6
7.çekiliş; 5,8,
3,
4,1,
6
8.çekiliş;
1,5,
3,
4,4,
6
9.çekiliş;
1,4,
3,
4,7,
6
10.çekiliş;
1,
2,
3,
4,8,
6
11.çekiliş;
1,
2,
3,
4,7,
6
12.çekiliş;
1,
2,
3,
4,1,
6
13.çekiliş;
1,
2,
3,
4,
5,
6
Çok fazla zorlayıcı bir durum olmadı değil mi?
Doğal seçilim iyi olanları tutar, kötü olanları ise çöpe atar. Evrim kendi kendine oluşmaları imkansız gibi görünen canlıların küçük adımlarla evrilmeleridir.
Unutulmamalıdır ki evrim tesadüfen gelişen bir süreç değildir. Mutasyonlar tesadüf olabilir ancak doğal seçilim tesadüf değildir.
İddia -5
“İndirgenmesi mümkün olmayan karmaşılıkta sistemler vardır ve bu sistemler evrilmiş olamazlar.”
Yanlıştır. Çünkü indirgenemez karmaşıklık iddiası tamamen cehaletten kaynaklanan bir iddiadır. “Ben bir şeyin nasıl evrilmiş olduğunu hayal edemiyorsam, o şey evrilmiş olamaz!” demektir bu. İndirgenemez karmaşık olduğu düşünülen bir çok sistemin işlevsel geçiş formları sayesinde evrildiği ispat edilmiştir. Örnek vermek gerekirse; “Göz”
1-) Işığa duyarlı bir hücre ile başlıyoruz. Bu hücre gündüz ile geceyi ayırt edebilmemizi sağlıyor.
2-) Bu tek hücre çoğalarak bir hücre kümesine dönüşüyor. Böylece ışığa daha duyarlı hale geliyor.
3-) Hücre kümesinin şekli içbükey oluyor. Böylece ışığın geldiği yönü algılayabiliyoruz.
4-) Hücre kümesinin şekli daha da içbükey oluyor. Yön duygumuz daha da gelişiyor.
5-) Açık kısımda şeffaf hücreler oluşuyor. Bu hücreler gözümüzün korunmasını sağlıyor.
6-) Şeffaf hücreler ışığı kırarak yansıtıyor. Böylece görüntü daha detaylı hale geliyor.
7-) Şeffaf hücreler ışığı odaklıyor. Görüntünün detayı daha da artıyor.
Göz gibi karmaşık sistemlerin nasıl evrildikleri delilleriyle gösterilmiştir.
Ayrıca flagellum, bağışıklık sistemi,kanın pıhtılaşması, hormon/hormon alıcı kompleksleri... Bunların hiçbiri indirgenemez sistemler değildir.
İddia -6
“Evrim test edilebilir bir teori değildir. Bu yüzden evrimi kabul etmek, yaratılışı kabul etmek gibi bir inanç meselesidir.”
Yanlıştır. Çünkü evrim defalarca test edilmiştir ve test edilmeye de devam etmektedir. Ortaya çıkarılan her yeni fosil, dizilen her yeni genom, keşfedilen her yeni tür ve çalıştırılan her yeni simülasyon evrim teorisini yeniden test etmektedir.
Bilim evrim teorisini toplanan kanıtlara dayanarak kabul etmektedir, inanca dayanarak değil. Eğer birinin ortaya attığı kanıttan şüphe duyuyorsak bu kanıtı kendimiz de inceleyebiliriz. Evrim çürütülebilir bir teoridir. Örneğin; kambriyen dönemi öncesine ait bir tavuk bulmak evrimin çürütülmesi için yeterlidir.
İddia -7
“Evrim doğada gözlemlenmemiştir.”
Yanlıştır. Çünkü evrimin hemen hemen her aşaması gözlemlenmiştir. Yeni biyosentez yolları gözlemlenmiştir, türleşme gözlemlenmiştir (bir sonraki iddiada değinilecektir), bir canlı nüfusundaki bir özelliğin, çevresel baskılar sonucunda değişimi gözlemlenmiştir.
İnsanlar
yapay seçilim sayesinde fark etmeden bazı türlerin evrimine bile yol açmıştır. Örneğin; kurtların köpeğe evrilmeleri.
Örneğin; teosinte'nin mısıra evrilmesi
Örneğin; başka canlıları öldürmek için kullandığımız bazı kimyasallar da evrimi tetiklemiştir.
- Böcek ilacına dayanıklı böcekler
- Antibiyotiğe dayanıklı bakteriler
- İlaca dayanıklı HIV virüsü
İddia -8
“Türleşme (makro evrim) doğada gözlemlenmemiştir.”
Yanlıştır. Çünkü bunların ispatları vardır.
Örneğin; Culex molestus, Culex pipiens'ten evrilmiştir.
Örneğin; Primula kewensis poliploidi vasıtasıyla evrilmiştir.
Örneğin; Sticker's sarcoma (kurt tümöründen evrilmiş bir çeşit bulaşıcı köpek tümörü) türleşme laboratuvar ortamında da gözlemlenmiştir.
Evrim karşıtları bu örnekleri de bir çeşit canlının aynı çeşitten başka bir canlıya dönüşmesinden ibaret olduğunu söyleyerek kabul etmiyorlar. Yalnız burada gözden kaçırılan nokta “çeşit” bilimsel bir ifade değildir. Harun Yahya (Adnan Oktar) gibi evrim karşıtı insanlar ortaya çıkan her yeni bulgu sonrasında kabul ettikleri evrim tanımını değiştiriyorlar. “Evrimi kabul etmem için bir balığın maymuna evrildiğini görmem gerek!” diyorlar. Fosil kayıtları bu evrimin 400 milyon yıldan daha uzun bir sürede gerçekleştiğini söylüyor.
İddia -9
“Evrim teorisinin yanlışlığı kanıtlanmıştır.”
Yanlıştır. Çünkü son yüzyılda evrimi destekleyen 200 binden fazla
bilimsel makale yayınlanmıştır. Bu makaleler evrimi destekleyen milyonlarca kanıt barındırmaktadır. Bugüne dek evrim teorisine ters düşecek bir tek kanıt bile bulunamamıştır. Bu bir
gerçektir. Ve hayır bu kanıtlar gizleniyor olamaz. Zaten böyle bir kanıt bulunmuş olsaydı bulan kişi Nobel ödülünü kazanırdı. Hiçbir bilim adamı kendisine Nobel ödülü kazandıracak olan bir bulgudan vazgeçemez.
İddia -10
“Bütün mutasyonlar zararlıdır.”
Yanlıştır. Çünkü yapılan araştırmalar mutasyonların büyük bir kısmının hiçbir etkiye sahip olmadığını göstermiştir. Etkisi olan mutasyonların çoğu zararlıdır, ancak bu mutasyonları geçiren bireylerin soyu tükenir ve mutasyon sonraki nesile taşınmaz. Geri kalan mutasyonlar yararlıdır ve bu mutasyonlar bir sonraki nesile aktarılır. Yararlı mutasyon örnekleri;
- HIV'ın ilaçlara dayanıklı hale gelmesi
- Bakterilerin antobiyotiklere dayanıklı hale gelmesi
- Böceklerin böcek ilacına dayanıklı hale gelmesi
Ayrıca bu örnek de ilgi çekicidir; “Japon bilim adamları naylon üreten fabrikaların atık suyundaki kısa molekülleri (naylon oligomerleri) yiyen bir bakteriye rastlamıstır.Bu bakteriler bir kaç ilgili enzimle naylon linklerini kopartarak kısa naylon oligomerleri metabolize ediyorlar. Canlı bu ozelliği sonradan kazanmıstır.Çünkü "Naylon", ilk kez 1930'da Amerikalı kimyacı Wallace H. Carothers'e bağlı bir araştırma grubu tarafından geliştirilmiş.”
Saygılarımla...